menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Caydırıcılık Sözle Değil, İnanılırlıkla Kurulur

51 0
20.08.2026

İsrail’in Türkiye sınırına yakın Ebu Duhur hava üssünü vurması, özellikle bu operasyonun Türkiye’nin Suriye’deki muhtemel askerî konuşlanmasını caydırmaya yönelik bir mesaj olduğu yönündeki yorumlar doğruysa, sıradan bir gelişme olarak görülmemelidir.

Eğer bu okuma doğruysa mesele Suriye’nin çok ötesine geçmektedir. Türkiye’nin daha geniş bölgesel caydırıcılığı sınanmaktadır.

Diplomatik kınama ve protestonun elbette yeri vardır. Ancak bunlar tek başına caydırıcılık değildir. Uluslararası siyasette inanılırlık, hükümetlerin ne söylediğinden çok, karşı tarafın onların ne yapabileceklerine ve gerektiğinde ne yapmaya hazır olduklarına inanmasıyla ilgilidir.

Barıştan Yanayım — Ama Barış Tek Taraflı Olamaz

Ben bir “şahin” değilim. Barıştan yanayım. Ama barış tek taraflı bir taahhüt olamaz.

Türkiye ile İsrail arasında doğrudan askerî çatışması her iki ülke, Suriye ve zaten son derece kırılgan olan bölge açısından ağır sonuçlar doğurabilir. Tırmanma kimsenin çıkarına değildir.

Ancak caydırıcılığın paradoksu tam da burada başlar: Bazen savaşı önlemek için karşı tarafı, bazı eylemlerinin karşılıksız kalmayacağına ikna etmek gerekir.

İsrail’in meşru güvenlik kaygıları vardır. Ancak bu kaygılar, özellikle Türkiye sınırlarının hemen yakınında ve önemli Türk güvenlik çıkarlarının söz konusu olduğu alanlarda, istediği hedefi istediği zaman vurabileceği sınırsız bir hareket serbestisi sağlamaz.

Türkiye’nin de meşru güvenlik çıkarları ve kırmızı çizgileri vardır.

İlan edilmiş kırmızı çizgiler sürekli aşılır ve bunun karşı taraf açısından hissedilir bir maliyeti olmazsa, bir süre sonra kırmızı çizgi olmaktan çıkarlar.

Orantılı Karşılık Ne Anlama Geliyor?

“Misliyle karşılık” derken düşünmeden girişilecek bir askerî maceradan söz etmiyorum.

Karşılıklılık, aynı silahla, aynı yerde veya aynı........

© 10 Haber