Bilim tarihini bir dedektif romanı gibi okumak da mümkün…
Bilim tarihini bir dedektif romanı gibi okumak da mümkün…
Büyükbabamı, yani annemin babasını çok az tanıyabildim; ben 10 yaşımdayken o hayatını kaybetti.
Sert biriydi diye hatırlıyorum, kendi sigarasını kendisi sarar, kendi kahvesini mutlaka kendi pişirir, zaman zaman da sahiden nefis limonlu kekler yapardı bize. Radyosunun yanına oturur, Fenerbahçe maçını dinlerken kendi yaptığı kayısı liköründen içerdi.
1. Dünya Savaşı’nın ortasında, aslında çocuk denebilecek yaşta Almanya’ya demiryolu mühendisliği eğitimi almak için yollanmıştı. Savaş sonrası eğitimi tam olarak bitmeden dönmüş ama mühendis kabul edilip demiryollarında çalışmaya başlamıştı. Milli mücadeleye katılmış, demiryollarının açık kalmasına yardım etmişti. Ömrünü demiryolcu olarak, Türkiye’nin dört bir yanında tüneller açarak, köprüler yaparak, yeni hatlerin döşenmesine nezaret ederek geçirdi.
İlginç hobilerinden biri fotoğrafçılıktı. Ondan geriye birkaç bin cam negatif kaldı. Yanlış okumadınız, cam, film değil. Kendi fotoğraf kimyasallarını kendisi hazırlıyor, cama sürüyor, fotoğrafları cama çekiyor, aynen film yıkar gibi onu yıkıyor ve sonra o cam negatiften karta fotoğraf basıyordu.
Ondan geriye kalanlardan bir başkası kocaman kütüphanesiydi. Kütüphanenin belki yarısı da, Türkiye’de bir zamanlar “cep romanı” diye bilinen popüler yazın türlerinin ucuz kitaplarından oluşuyordu.
Büyükbabam pek aşk romanı okuyacak biri değildi anlaşılan, o cep romanlarının önemli bölümü polisiye kitaplardı. Bütün Arsène Lupin serisi,bütün Sherlock Holmes romanları, bütün Agatha Christie’ler, çoğu Mayk Hammer romanı ve başka polisiyeler…
Sherlock Holmes ve Arsène Lupin okumaya bayılırdım. Romanları okurken siz de dedektif olursunuz ve yazar söylemeden önce katili bulmaya çalışırsınız.
Dedektif romanı okumak, bilmece çözmek gibiydi. Şimdi bu yaşımda kendime bakıyorum, hayatta pek çok konuyu bilmece çözmek gibi ele alıyorum. Öğrenme tutkumun kendisini bir dedektif romanı gibi yaşıyorum, pek çok alanda dedektif romanı tadında bilmeceler görüyorum.
Bana soracak olursanız bilim tarihinin neredeyse tamamını bir dedektif romanı gibi okumak ve sonra da bilmece çözmeye meraklı okuyucu için öyle anlatmak mümkün.
Yazmaya uğraştığım Çocuklar İçin Atatürk biyografisini bitirdikten sonra Albert Einstein’ın genel görelilik teorisiyle ilgili bir kitap yazmaya girişmek istiyorum; o yüzden bir yandan görelilikle ilgili kitaplar okuyorum.
Nobel ödüllü fizikçi Kip Thorne, Christopher Nolan’ın Interstellar adlı filminin bilim danışmanıydı.
Şu an elimde, 2017 Fizik Nobel’ini kazanan Kip Thorne’un 90’lı yıllarda yayınladığı “Black Holes and Time Warps: Einstein’s Outrageous Legacy” adlı kitabı var. Bitmesin diye dua ediyorum, o kadar güzel bir kitap.
Kip Thorne, Nobel ödülünü kütleçekim dalgalarının saptanmasına ve bu sayede yapılan gözlemlere yaptığı büyük katkı nedeniyle aldı. Kitabın iki bölümünde kütleçekim dalgalarının keşfini öyle bir dedektif romanı kurgusuyla anlatıyor ki, nefesim kesildi.
Daha önce burada anlatmaya çalıştım, büyük kütleli varlıklar........
