menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Amerika adına müzakere masasında neden JD Vance oturuyor?

66 0
11.04.2026

Amerika adına müzakere masasında neden JD Vance oturuyor?

Amerikan Başkan Yardımcısı JD Vance’in ülkesinin dünyaya polislik yapmasına, bunu da askeri müdahaleler yoluyla gerçekleştirmesine karşı olduğu bir sır değil.

Vance, zamanında Suveyş Kanalından geçişi engelleyen İran yanlısı Husi’lere karşı Amerika’nın uzaktan askeri müdahalesi söz konusu olduğunda bile, “Bize ne Suveyş kanalından? Oradaki ticaretten etkilenenler Avrupalılar, gitsinler kendi işlerini kendileri görsünler” demiş bir kişi.

28 Şubatta ülkesinin İsrail’le bir olup İran’a saldırmasına da karşıydı.

Ama Başkan Trump savaşı başlattığında onu destekledi. Başkan Trump birkaç kez Vance ile İran savaşı konusunda fikir uyuşmazlıkları bulunduğunu özel olarak duyurdu.

Şimdi o Vance, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da İran heyetiyle barış müzakere edecek Amerikan heyetine başkanlık ediyor. Heyet, Steve Witkoff ve Jared Kushner’den oluşuyor.

Müzakerelerin yüz yüze mi, yoksa dolaylı mı olacağını bilmiyoruz ama bildiğimiz iki gün sürecek olması.

Bildiğimiz bir başka şey şu: İki tarafın müzakere pozisyonları birbirine çok ama çok uzak.

Amerika, savaş öncesinde İran’dan nükleer programından vazgeçmesini, balistik füze programını iptal etmesini ve başta Lübnan’daki Hizbullah, Yemen’deki Husiler ve Irak’taki Haşdi Şabi olmak üzere çevredeki silahlı gruplara desteği kesmesini istiyordu.

Savaş sırasında ortaya yeni bir gerçek daha çıktı: Şimdi Amerika bu üç temel isteğine bir de Hürmüz Boğazı’nın yeniden serbest gemi trafiğine açılmasını, boğazda uluslararası sulara döşendiği düşünülen İran mayınlarının temizlenmesini ve İran’ın kıyıdan geçiş yapacak gemilere saldırmamasını eklemek zorunda kaldı.

Buna karşılık İran’ın savaş öncesi müzakere pozisyonu da değişti.

İran, son olarak savaştan iki gün önce Cenevre’de Amerika’ya elindeki 450 kilo olduğu düşünülen ve yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun bir bölümünü üçüncü bir ülkeye (Rusya herhalde) göndermeyi, kalan bölümünü ise yüzde 20’ye kadar yeniden seyretmeyi kabul etmişti. Balistik füze programından vazgeçmiyordu, silahlı gruplara yardımı kesmeyi de vaat etmiyordu.

Şimdi ise İran Hürmüz Boğazı’nın kontrolunu sonsuza kadar elinde tutmayı, boğazdan geçecek gemilerden ücret almayı, Amerikan güçlerinin Ortadoğu’dan tamamen çekilmesini, savaş tazminatlarını ve Amerika’nın uyguladığı bazı yaptırımların kaldırılmasını........

© 10 Haber