Türkiye, Ortak Yükümlülükler ve NATO’nun Geleceği
NATO, rutin bir diplomasiden ziyade, stratejik bir geçiş döneminde bir araya geliyor. İttifak resmiyette birliğini korusa da, operasyonel açıdan giderek daha dengesiz bir görünüm sergiliyor. Geçen yılki Lahey Zirvesi’nde, 2035 yılına kadar temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımların artırılması konusundaki taahhütler yenilenmiş olsa da, bazı müttefikler mevcut kriterleri bile karşılamakta hâlâ zorlanıyor. Örneğin Çek Cumhuriyeti’nin bu yıl NATO’nun yüzde 2’lik savunma harcaması hedefini yakalayamayacağını açıklaması, ittifak içindeki eşitsiz yükümlülük paylaşımı sorununun devam ettiğini gözler önüne serdi.
Aynı zamanda, savunma sorumlulukları konusundaki transatlantik gerilimler siyasi ortamı şekillendirmeyi sürdürüyor. Başkan Trump, NATO müttefiklerini ABD askeri gücüne aşırı güvenmekle defalarca eleştirdi; bu durum Washington’da, Amerikan taahhütlerinin Avrupa güvenliği açısından uzun vadede ne kadar sürdürülebilir olduğuna yönelik tartışmaları körükledi. Buna, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının yeniden değerlendirilmesini öngören, ileri konuşlandırılmış yeteneklerde olası kesintileri ve kıta genelindeki asker seviyelerinin gözden geçirilmesini içeren son açıklamaları da eşlik etti.
ABD’nin bu mesafeli tutumu ve Avrupa’nın dengesiz savunma harcamalarının oluşturduğu bu arka planda, NATO’nun operasyonel alanı daha parçalı hale geliyor ve başta Karadeniz gibi hassas bölgeler olmak üzere bölgesel koordinasyona giderek daha bağımlı kalıyor. Türkiye, giderek merkeziyetsizleşen bir operasyonel tasarıma doğru ilerleyen ittifak içinde, kendisini tam da bu değişen manzara karşısında yarı otonom bir güvenlik mimarı olarak konumlandırıyor.
Bu parçalanma Avrupa’da da belirgindir. E5 ülkelerinin (Fransa, Almanya, İtalya, Polonya ve Birleşik Krallık) yakın tarihli Berlin Bildirgesi, Avrupa’yı transatlantik güvenliği için NATO bünyesinde daha fazla sorumluluk almaya çağırdı. Liderler ayrıca savunma sanayii alanındaki girişimlerini “mümkün olan en yakın iş birliği” içinde sürdürme kararlılıklarını dile getirdiler.
Tarihsel bakıldığında Türkiye, NATO içinde zaman zaman farklı siyasi yaklaşımlara........
