menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Retorikten Gerçeğe: ABD-İran Çatışmasında Caydırıcılık, Piyasa Oynaklığı ve Stratejik Gerçekler

28 0
26.05.2026

Başkan Trump’ın İran’a yönelik uyarıları, gerek üslup gerekse sonuçları bakımından artık iyice kanıksanmış bir döngüye dönüştü.

Çatışmanın erken safhalarında ve geçtiğimiz nisan ayında yaptığı açıklamaları birebir sığındığı bir tonla, geçtiğimiz hafta yine, “Çabuk sökülseler iyi olur, yoksa onlardan geriye hiçbir şey kalmayacak” diyerek aynı tehdidi savurdu.

Ancak tırmanan bu sert söylemlere rağmen, sahadaki stratejik dengelerin bu iddiaların gösterdiği doğrultuda değişmediği görülüyor.

Savaşı tırmandırmaya yönelik bu tür tehditler her tekrarlandığında, Birleşik Devletler aslında caydırıcılık gücünü biraz daha tüketiyor. Başkan Trump’ın güçlü ve göz korkutucu görünme çabası paradoksal bir şekilde ters tepiyor; Amerikan gücünü pekiştirmek bir yana, ABD’nin çıkarlarını pek çok açıdan baltalıyor.

Analist Marco Carnelos, Middle East Eye’daki yazısında Trump’ın, İran’a karşı Pekin’in nüfuzunu devreye sokma girişimleri başarısızlıkla sonuçlanınca, elinde güvendiği tek araca sığındığına dikkat çekiyor: Gerilimi tırmandırmak. Trump’ın bu yaklaşımı uygulama biçimi, Richard Nixon’ın Soğuk Savaş dönemindeki dış politika hamlelerini tanımlayan “Çılgın Adam Teorisi”ni (Madman Theory) akıllara getiriyor. Bu teori, bir liderin kasıtlı olarak istikrarsız, mantıksız ve öngörülemez bir profil çizmesi halinde, hasımlarının pervasız bir hamle korkusuyla geri adım atıp taviz vereceği varsayımına dayanır. Daha da önemlisi Thomas Schelling, bir hasmın, karşıdaki liderin bu tehditleri hayata geçirecek kadar gözü kara olduğuna gerçekten inanması durumunda bu blöfü kolay kolay göze alamayacağını belirtir. Oysa onlarca yıldır Amerikan askeri doktrinini çalışan İran, gözü korkup taviz veren bir aktörden ziyade, ABD’nin bu blöfünü açıkça gören bir duruş sergiliyor.

Trump’ın İran savaşına ilişkin çıkışlarının asıl etkisi caydırıcılık sağlamak ya da İran’a diz çöktürmek değil, küresel petrol fiyatlarında ciddi bir istikrarsızlık yaratmak oldu.

Savaşın patlak vermesinden bu yana, Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik aksamaların doğal bir sonucu olarak Brent ham petrolünün fiyatı keskin bir şekilde yükseldi. Ancak Trump ne zaman yeni bir uyarı yayınlasa, piyasalar buna anında reaksiyon veriyor. Daha üç gün önce Trump, İran’a “zaman daralıyor” mesajı verdiğinde, ABD iç piyasasında petrol fiyatları varil başına 107 doların üzerine fırladı. Bunun tam tersi de geçerli: Geçtiğimiz pazartesi günü Başkan Trump, Körfez ülkelerinin ricası üzerine İran’a yönelik askeri bir operasyonu askıya aldığını duyurunca Brent petrolü 112 dolardan 109 dolara geriledi.

Piyasa dinamikleri açısından bu dalgalanma, Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir tıkanıklığa bağlı arz kesintisi riskinin jeopolitik olarak anında fiyatlanması anlamına geliyor. Boğazın kapanma ihtimali ve tırmanan gerilim, Batı dünyasını yüksek ve öngörülemez bir maliyet yüküyle baş başa bıraktı.

Küresel ölçekte, Hürmüz Boğazı’ndaki bu kesintilerin her bölgeye faturası aynı olmadı. Doğal olarak, enerji ithalatına bağımlı ülkeler bu krizin çok daha ağır sonuçlarıyla boğuşuyor. ABD’nin enerji ihraç eden bir ülke konumunda bulunması, aslında Trump’ın bu saldırgan retoriği sürdürürken arkasına sığındığı bir kalkan işlevi gördü. Bu yaklaşım, ABD’nin enerji krizinden (ithalata bağımlı ülkelere kıyasla) nispeten muaf olduğu ve “İran’ın bir an önce aklını başına toplaması gerektiği” teziyle baskıyı artırabileceği mantığına dayanıyordu. Trump, Çin seyahati öncesinde yaptığı konuşmalarda da Çin’in Körfez petrolüne bağımlı olduğunu, ABD’nin ise dış enerji kaynaklarına ihtiyaç duymadığını açıkça ima ederek bu algıyı körükledi.

ABD’nin enerji ithalatına bağımlı olmadığı doğru olsa da, savaştan tamamen yalıtılmış olduğu iddiası bir yanılsamadan ibaret. Analist Tsvetana Paraskova’ya göre, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki kriz başladığından beri Amerikan tüketicileri benzin ve dizele yaklaşık 45 milyar dolar daha fazla ödemek zorunda kaldı. Amerikan haneleri üzerindeki bu mali........

© 10 Haber