menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enerji krizi Yapay Zekâ yarışını nasıl şekillendiriyor?

16 0
10.07.2026

Küresel büyümenin, İran savaşının tetiklediği enerji şoku ve enflasyonist baskıların da etkisiyle, 2025’teki yüzde 3,5 seviyesinden 2026’da yüzde 3’e gerileyeceği öngörülüyor. Buna karşın aynı rapor, yapay zekâ odaklı yatırımların bu yavaşlamayı kısmen dengelediğini savunuyor.

Yapay zekâ, enerji krizinin kalıcı etkilerini geçici olarak hafifletiyor gibi görünse de, asıl derin jeopolitik soru şudur: Teknoloji patlamasının kendisi, halihazırda kesintiye uğrayan enerji sistemine bağımlı hale geldiğinde ne olacak? Yapay zekâ ekonomisi büyük ölçüde dijital bir düzlemde ilerlese de varlığı fiziksel temellere dayanır: elektrik, doğal gaz, LNG tedarik zincirleri, yarı iletken fabrikaları ve iletim altyapısı. 

Yapay zekâ, enerji şokunun ekonomik etkilerine karşı geçici bir tampon işlevi görürken; küresel yapay zekâ yarışının doğrudan enerjiye erişime bağımlı hale gelmesiyle eş zamanlı olarak yeni bir kırılganlık alanı yaratıyor. 

Yatırımlar, verimlilik artışları, teknoloji harcamaları ve altyapı inşaatları, GSYİH büyümesini destekleyen yapay zekâ faaliyetleridir. Ancak bunların enerji piyasaları üzerindeki etkileri aynı değildir. Yapay zekâ, muazzam miktarda elektrik tüketimine ihtiyaç duyar: Büyük ölçekli veri merkezleri kesintisiz güce gereksinim duyduğundan, şirketler şebeke altyapıları dengelenene kadar doğal gaz gibi güvenilir enerji kaynaklarına yönelmektedir. Bir başka deyişle doğal gaz, şebeke altyapısı bu hıza yetişene kadar devreye sokulabilir güç sağlayan köprü bir çözüm rolü üstlenmektedir.

Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamalar ciddi şekilde devam ediyor. Denizcilik istihbarat platformu Kpler’in verilerine göre, savaştan önce boğazdan günde ortalama 130 geçiş yapılırken, 7 Temmuz itibarıyla doğrulanmış günlük geçiş sayısı 41’e kadar gerilemiş durumdadır.

Bu kesinti, enerji piyasalarının birbirine ne kadar ayrılmaz bir şekilde bağlı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sürecin etkileri ilk olarak LNG ithal eden ekonomilerde hissedilse de sıkışan küresel enerji piyasaları, yapay zekâ altyapısı da dahil olmak üzere enerji yoğun tüm endüstriler için güvenilir güç temin etmenin maliyetini ve karmaşıklığını artırıyor. Bu açıdan bakıldığında, uzun süreli kesintiler hem endüstriyel tüketicileri hem de yapay zekânın arkasındaki enerji yoğun altyapıyı doğrudan etkilemektedir. Yine de, yapay zekâ talebi ile enerji talebi arasındaki bu gerilimli ilişki İran savaşıyla ortaya çıkmamış, yalnızca bu savaşla daha da tırmanmıştır. 

Daha savaş patlak vermeden önce QatarEnergy CEO’su Saad al-Kaabi yapay zekâ ve veri merkezlerinden gelen elektrik talebinin, Asya ve Avrupa’daki talep artışıyla birleştiğinde, küresel sıvılaştırılmış doğal gaz piyasasındaki arz fazlasını 2030 yılına kadar bir kıtlığa dönüştürebileceği uyarısında bulunmuştu. Dolayısıyla jeopolitik şok, yapay zekâ-enerji problemini sıfırdan yaratmadı; sadece halihazırda zaten devam eden enerji kaynakları rekabetini ivmelendirdi. 

İran savaşı, paradoksal bir etkiyi daha da belirginleştirdi: Yapay zekâ yatırımlarının hafifletmeye çalıştığı enerji krizi, en nihayetinde yapay zekânın kendi genişlemesini sınırlayan bir unsura dönüşebilir. 

Yarı iletkenlere........

© 10 Haber