menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Deniz Kontrolü ve Körfez Ateşkesinin Çöküşü

13 0
24.07.2026

İstikrarsızlık İllüzyonu

İran ile ABD arasında Haziran ayında imzalanan ateşkes anlaşması, Basra Körfezi’nde geçici bir istikrar sağlanmış izlenimi yarattı. Birkaç hafta boyunca saldırılar durdu; petrol fiyatları Temmuz ayı başında savaş öncesi seviyelere kadar gerileyerek çatışmanın başından bu yana görülen en sert düşüşü kaydetti. Ancak piyasaların ateşkes konusundaki bu iyimserliği erken bir beklentiydi. Çünkü anlaşma, çatışmaları durdurmuş olsa da deniz yollarına erişim hususundaki temel anlaşmazlığı çözüme kavuşturamadı.

Ateşkesin sona ermesi güvensizlik, ideoloji ve rekabet gibi geleneksel kavramlarla açıklanabilir. Fakat bu unsurlar anlaşmadan önce de sonra da mevcuttu. Çöküşün nedeni taraflar arasındaki tarihsel husumet değil; savaşın en kritik unsurunun belirsiz kalmasıydı: Enerji geçiş kurallarını gelecekte kim belirleyecek?

Bu soru yanıtsız kaldığı için, alternatif geçiş düzenlemeleri kurma yönündeki her girişim, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki nüfuzuna doğrudan bir meydan okumaya dönüştü. Gerilimi düşürmesi beklenen yeni sevkiyat koridoru oluşturma çabaları, aksine ateşkesin çözümsüz bıraktığı konuyu bizzat sınayan bir etkene dönüştü.

Umman Koridoru ve Kontrol Emsali

Katar ve Suudi Arabistan’a ait tankerlerin ABD koruması altında Umman rotasını kullanması ve İran’ın 7 Temmuz’da bu tankerleri hedef alması, anlaşmayı kırılma noktasına getirdi. Tahran idaresi, o günlerde Umman karasularına yakın seyreden diğer gemilere düzenlenen saldırıların da baş şüphelisi konumundaydı. İran daha önce yaptığı uyarılarda, yalnızca kendisinin onayladığı Hürmüz Boğazı rotasının güvenli olduğunu belirtmiş ve gemileri Umman karasularındaki güney koridorunu kullanmamaları konusunda ikaz etmişti.

Washington ve Körfez’deki müttefikleri için Umman koridoru, İran kontrolünü baypas edebilecek bir kanalı temsil ediyordu. Amaç, Körfez’deki enerji akışının İran’ın onayı olmadan da sürebileceğini kanıtlamaktı. Tahran içinse bu girişim, onaylanmamış bir rotanın meşruiyet kazanması anlamına geliyordu. Ticari gemilerin ABD donanması korumasında alternatif bir koridordan düzenli geçiş yapabilmesi, İran’ın Hürmüz’ü bir baskı aracı olarak kullanma imkânını elinden alacaktı.

İran bunu kırmızı çizgi olarak gördü. Diplomatik arabulucusu olan Katar’ı dahi Umman hattını kullandığı için hedef alan Tahran, kendi onayı dışındaki hiçbir alternatif seyrüsefer düzenlemesine izin vermeyeceğini açıkça gösterdi.

Stratejik Zaman........

© 10 Haber