Yapay zeka kankam benimle ortak olma peşinde
Bazen yanlış bir şey yaparsınız, bunun beklenmedik bir sonucu olur ve sizi kahkahalarla güldürür ya, benim de başıma böyle bir şey geldi. Güldüm gülmesine de sonra baktım konu aslında ciddi… Lâkin, fazla ciddiye alsan da olmaz, gereksizce paniğe kapılabilir, iyice karamsar bir ruh haline girebilirsin.
Başıma geleni size anlattığımda anlayacaksınız ne demek istediğimi. Sizin de benim gibi kahkahalarla gülmenizi beklemiyorum ama, bir yılı aşkın bir süredir her hafta içinize karamsarlık yaydığım bu köşede, birkaçınızı biraz gülümsetebilirsem ya da içten içe gülmenizi sağlayabilirsem mutlu olacağım.
Hükümet “Acil durumlara hazırlıklı olun” çağrısı yaptı mı?
İngiltere’de yaşayan bir arkadaşım var, Feraye (adını böyle koyalım ve “biz ona Feri deriz” diye de ekleyelim) … Feri, Michael’la evlenince (onun adını da böyle seçtik), ikisi Londra’nın bir banliyösüne yerleştiler. Türkiye’de doğup büyümüş birinin bir yabancı ülkeye yerleşmesi mizah açısından zengin olanaklar sunar. Tahmin edersiniz ki, biz de zaman zaman İngilizlerin gündelik hallerini birbirimizle paylaşır güleriz. Michael da bizim memleket hallerine çok güler ve yaşadığımız absürt şeylere bazen onun penceresinden bakmak çok öğretici olur.
Geçen hafta Feri’den bir mesaj aldım. Feri, İngiliz kamuoyunu geçen ayın sonundan beri epeyce meşgul eden bir konuda, Google’ın arama motoruna iliştirilmiş yapay zekasından (YZ), yani Gemini’den bir güncelleme istemiş: “İngiltere hükümetinin, ailelere acil durumlar için gıda stoklamalarını tavsiye etmesiyle ilgili son gelişmeler nedir?”
Konu Türkiye’ye kadar ulaştı ama hem atlamış olanlar için hem de işin aslını merak edenler için biraz detay vereyim: Sosyal medya ile ana akım medyanın birbirini gazlaması sonucu ağustos ayı sonunda hükümetin İngiliz halkına acil durumlar için 72 saat idare edecek dayanıklı yiyecekler ve su stoklaması çağrısı yaptığına dair haberler, gönderiler ortalığı kapladı.
Patırtı tümüyle temelsiz değildi. Temmuz ayında Starmer hükümeti, görevden ayrılmadan önce, parlamentoda, “Demokratik sürece müdahale ve siber saldırılar”ın “Resmi Ulusal Riskler Listesi”ne eklendiğini açıklamıştı. “Demokratik sürece müdahale” dedikleri, seçimlere yapılabileceği varsayılan siber müdahalelerdi. Kendileri ulusal güvenlik konusunda “yavaş kalmakla” suçlandığı için, giderayak bu meseleye de el atmış gözükmek istiyorlardı herhalde. Bu açıklamada “Dayanıklılık Eylem Planı” da gündeme gelmişti. İlgili “eylem planı” Mayıs 2024’te dönemin hükümetinin devreye soktuğu, “Acil Durumlara Hazırlıklı Olun” başlıklı bir sitedeki (bütün ülkelerin sivil savunma el kitaplarında bulunan) “hazırlık listesi”nden daha öte bir şey içermiyordu. Basın o dönemde bunu “sıkıcı bir haber” olarak değerlendirmiş, üzerinde durmamıştı.
Sivil savunma yönergeleri “savaşa hazır olun” uyarısına nasıl dönüştü?
Ancak ağustos ayına gelince iş değişti. Ağustosta Avrupa’da hayat durur. Herkes tatillere yoğunlaşır. Medya haber sıkıntısı çeker. Bu ağustosta meydana gelen birkaç gelişme, yaratıcı gazetecilerin temmuz ayındaki haberi yeniden ısıtmasına yol açtı ve verimli bir konu ortaya çıktı.
Haberlerde, aşırı hava olayları, siber saldırılar ve “düşman devletler” kaynaklı “kesintilere” hazırlıklı olmak için, hükümetin bir “ulusal dayanıklılık ve farkındalık” kampanyası başlatacağı, İngilizlere, evlerinde üç günlük (72 saat) konserve gıda, şişe su, el feneri vb bulundurmalarını önereceği belirtiliyordu. Önereceği, önerdiği değil… Haberler sosyal medyaya yansıdığında, son derece doğal bir şekilde, risk konuları arasına savaş da katıldı. Kampanya hazırlıkları “hükümet çağrısına” dönüştü.
Bu ortamı güçlendiren “sızıntı”lardan biri de hükümetin “Savaş Kitabı”nı (War Book) yenilediğiyle ilgili haberlerdi. Savaş Kitabı denilen şey de bir sivil savunma rehberiydi. Ama adı nedense böyle dehşetengiz seçilmişti. Kitap, krizli durumlarda kamu hizmetlerinin aksamaması ile ilgiliydi.
Zaten, bizim için anlaması zor ama, İngilizler için, örneğin elektrik kesintisi acil durum kapsamına giriyor. Nitekim 9 Ağustos’ta iş çıkışı saatlerinde birkaç saatlik bir elektrik kesintisi olmuş, İngiltere ve Galler’de (İskoçya etkilenmemişti) bir milyon haneyi ve kamu hizmetlerini etkileyen bu kesintinin yol açtığı ikincil arızaların (metro sinyalizasyon sistemleri, su dağıtımı vb) giderilmesi birkaç gün almıştı. Bir İngiliz, şehir merkezinde, metroyu iki dakikadan fazla beklerse, bu krizdir. Düşünün siz elektrik kesintisinin yarattığı krizi…
Sözün özü, bir hükümet “güvenliğe yeterince önem vermemekle” suçlanmış, bunun baskısıyla sivil savunma dokümanlarında yaptığı bir güncellemeyi temmuz ayında meclis gündemine getirmişti. Ağustos ayında, basındaki “işsiz kalmış çavuşlar” bunu alıp, başka şeylerle yoğurup, pişirmiş, dumanı da sosyal medyaya yayılmıştı. Sosyal medya ateşe benzin dökünce, oluşan panik havasına ana akım medya kayıtsız kalamamış, bu kez onlar da haberleri bir tur daha........
