menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İspanya’da erken seçim kararı aldıran 87 yaşındaki kadınla Fransa’da elini, gözünü kaybeden çocukların ne ilgisi var?

46 0
sunday

Madrid’de, geçtiğimiz günlerde, yaşlı, engelli bir kadın, yalnız yaşadığı kira evinden, fahiş kira artışını karşılayamadığı için zorla, sedyeyle taşınarak çıkarıldı ve bu olayın üzerinden çok geçmeden, geçen hafta hayatını kaybetti. Paris’te, eğitim koşullarını protesto eden öğrencilerin gösterilerinde, polisin kullandığı silahlarla bir lise öğrencisinin eli parçalandı, bir başkasının gözü kör oldu, bir diğerinin çenesi kırıldı. Geçen hafta gösteriler tüm ülkeye yayıldı. Yüzbinler yürüdü.

İki ayrı ülkede, birbiriyle ilişkisi pek yokmuş gibi görünen bu iki olay, birbirine derin bağlarla bağlı, Sadece birbirine değil, belki de bütün dünyaya… O kadar ki, ABD’de, bir yorumcu, “bizim durumumuz da pek farklı değil,” deme ihtiyacını hissedebiliyor. 21. yüzyıl dünyasının nereye gittiğini anlamak açısından İspanya ve Fransa’da yaşananlar turnusol kağıdı niteliğinde…

Bize gelince, (her zaman geriden gelecek değiliz ya) biz bunları farklı boyutlarda, şekillerde bu ülkelerden daha önce yaşadık… Yaşadık da bitti mi? Hayır. Sessizce yaşamaya devam ediyoruz. Buyrun, olan bitene birlikte bakalım, birlikte değerlendirelim.

Ev kirasına yüzde 230 zam gelince insan kalpten gitmez mi?

İspanya’da geçen hafta çarşamba günü, 87 yaşındaki bir kadın öldü. María del Carmen Abascal, ölümünden iki hafta önce, konut krizine karşı ülke çapında bir protesto dalgasını tetiklemiş ve İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in erken seçim kararı almasına neden olmuştu.

Herkesin “Maricarmen” diye hitap ettiği Abascal’ın, kimilerine göre 70 yıla yakın bir süredir yaşadığı Madrid’deki kiralık dairesi bir yatırım şirketi tarafından satın alınmış ve şirket, tekerlekli sandalye kullanan yaşlı kadının kirasını #0 oranında artırmıştı. 

Yaşlı kadının evinden zorla tahliye edilmeye çalışılmasını engellemeye çalışan bir grup komşu, esnaf, tanıdık polisin göz yaşartıcı gaz kullanmasıyla dağıtılmış, Maricarmen, protestocular ve polisler arasından sedyeyle evinden çıkarılmıştı. 

Sosyal medyada yayılan sarsıcı görüntüler birkaç saat içinde yaklaşık 10 bin öfkeli kişinin, ellerinde “Utanç”, “Hepimiz Maricarmeniz” yazılı pankartlarla Madrid sokaklarına dökülmesine neden olmuştu. 

Konu artık, İspanya’da yükselen konut fiyatlarına ve ondan daha hızlı artan kiralara gösterilen tepkiydi. Maricarmen İspanya’nın konut sorununun simgesi olmuştu. Başta Madrid’in ünlü Puerto del Sol meydanı olmak üzere, ülkenin dört bir yanındaki meydanlara tenteler gerilmiş, çadırlar kurulmuştu. Abascal, şiddetli yorgunluk nedeniyle tedavi gördüğü hastaneden protesto hareketine destek vermiş, hastane yatağında çektiği bir videoda, “Hepinizle birlikte orada olmak isterdim,” demişti, “Ama o kadar şanslı değilim. Bu yüzden buradan sizlere cesaret göstermenizi, kendinize ait olanı savunmak için mücadele etmenizi rica ediyorum.”

Ülkenin dört bir yanında çadırlı protestolar sürerken, oturduğu evi satın alan yatırım şirketi, María del Carmen Abascal’ı tahliye etmekten vaz geçmişti. Küçük bir kira artışıyla tekrar evine dönebilecekti. Ancak Maricarmen, yeni sözleşmeyi imzalayamadan hayata veda etti. 87 yaşındaki simge kadının ölümü üzerine, başta Puerto del Sol olmak üzere, tüm ülkedeki çadırlı protesto alanları, çiçekler ve mumlarla donatıldı. Yasla birlikte, öfke daha da kabardı. Yüzlerce kişi parlamento binasına yürüdü. Çadırlar, tenteler Puerto del Sol’un dışına taştı.

Maricarmen’in ölümü, Sanchez’in siyasi ölümünü hazırlar mı?

İspanya Merkez Bankası’na göre, ülkede 700.000’den fazla konut açığı var. Göç, turizm ve nüfusun kentlerde yoğunlaşması konut talebini artırıyor. Öte yandan katı kurallar, bürokrasi ve Barselona gibi şehirlerdeki kira kontrolleri arzı kısıtlıyor, emlak fiyatlarının ve kiraların fırlamasına neden oluyor. Asıl mesele, kamunun ucuz konut üretimini terk etmiş olması, alanın büyük ölçüde özel sektöre bırakılması…

Wall Street Journal’e (WSJ) göre konut sorunu, yakın zamana kadar İspanyolların önde gelen bir meselesi değildi. İspanya’nın devlet kuruluşu, Sosyolojik Araştırmalar Merkezi’nin geçer hafta yayınladığı bir ankete göre, artık İspanyolların yaklaşık �’ı bu konuyu siyasi bir öncelik olarak görüyordu.

Bir azınlık hükümetini yöneten İspanya Başbakanı Pedro Sánchez de bunun farkındaydı. İşler tamamen çıkmaza girmeden zevahiri kurtaracak bir hamle hazırladı. Tahliyeleri sınırlayan ve kiracıları koruyan bir dizi acil konut önlemini içeren bir yasa paketini parlamentoya sundu. Ancak bu paket 2 Ekim günü parlamentoda reddedildi. 

Bunun üzerine geçtiğimiz haftanın ilk günü, Pedro Sánchez, 29 Kasım 2026 için erken seçim çağrısı yaptı. Anketlerde muhafazakar-hristiyan demokrat “Halk Partisi”nin (Partido Popular) gerisinde gitmesine rağmen, Sánchez neye güvenerek erken seçim kararı almıştı? 

The Guardian’ın haklı olarak sorduğu gibi, Sánchez “oynadığı bu kumarda” kazanan taraf olabilecek miydi? İspanya Başbakanı, parlamentoya sunduğu paketin muhalif ve sağ oylarla reddedilmesini, bu reddedişin konut sorunu aktivistlerini çileden çıkarmasını kendisi için bir avantaj olarak görmüş olmalı. Ancak 8 yıldır iktidarda olan bir başbakan olarak bir dezavantajı da var: Adama sormazlar mı bunca yıl niye bekledin, bu sorunu niye çözmedin diye? 

Doğrusu ben de Sánchez’in büyük bir kumar oynadığını düşünüyorum. Neye dayanarak? Protestocuların ellerinde göze çarpan şu pankarta dayanarak: “Şimdi kime oy vereceğim lan?”

Paris’te tek bir okulda başlayan eylemden ülke çapında gösterilere

İspanya’daki konut protestolarıyla Fransa’daki öğrenci gösterileri neredeyse takvimin aynı günlerine rastlamıştı. Madrid’te Maricarmen’in evinden zorla çıkarılmasından iki gün önce, 21 Eylül’de, Paris’in banliyösü Créteil’deki Saint-Exupéry Lisesi’nin kapısında ilk öğrenci barikatı kurulmuştu. 26 Eylül’de Puerto del Sol’de çadırlı direniş başlamıştı. Maricarmen’in öldüğü Çarşamba gününden bir gün önce, 6 Ekim’de, gösteriler tüm Fransa’da 40’ı aşkın kente yayılmıştı. 6 Ekim Fransa’da “Ulusal Eylem Günü” ilan edildi.

Aslında Saint-Exupéry Lisesi’ndeki hareket, 17 Eylül........

© 10 Haber