menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aynı ülkede iki ayrı gezegende yaşayan insanlar gibiyiz

45 0
17.07.2026

Bu ülkede iki ayrı grup insan var.

İki tamamen farklı dünya…

İlki…

Ay sonunu getirmeye çalışan insanlar… Markette, sepete attığı üçüncü ürünü, kasaya gitmeden rafa geri koyanlar…

100 lirayı, yanlış IBAN’a göndermemek için üç kere hesap numarasını kontrol edenler…

(İsmet Berkan da köşesinde aynı noktaya dikkat çekmiş. Ben de Haluk Levent soruşturması başladığından benzer şeyler düşünüyorum.)

Bir de o ikinci grup var…

Onları soruşturma dosyasındaki ifadeleri okurken keşfettim.

Ve açık söyleyeyim…

Dehşete düştüm!

Bir avukat…

Ece Güner.

Kendi ifadesine göre, yıllar içinde Haluk Levent’e toplam 1 milyon 570 bin dolar borç vermiş.

Ama para, Haluk Levent’in hesabına gitmiyor.

Başka insanların hesaplarına gidiyor.

Ve bu, kimseye tuhaf gelmiyor.

Bu daha küçük rakam…

Sonra Ankara’dan bir iş insanı…

Esin Önder Çağlayan.

İfadesine göre, yıllar içinde verdiği borç 70 milyon dolar.

Yine paralar, farklı kişilerin hesaplarına gönderiliyor.

Karşılığında ise 68 gayrimenkul devralıyor.

Bu gayrimenkullerin de hiçbiri Haluk Levent’in üzerine kayıtlı değil; farklı kişilerden devralınmış.

Derken başka bir ifade…

Sevda Kurt.

Amerika’da çalışıp kazanmış.

İfadesine göre, yaklaşık 90 milyon lira göndermiş. Yine kendi ifadesine göre paralar farklı hesaplara gitmiş.

Sonra en can yakan bölüm…

İş insanı Hüseyin Başaran…

Kızını uçak kazasında kaybeden bir baba. Acısını, iyiliğe çevirmek istemiş.

Kimsesiz kız çocukları için kullanılmak üzere Ahbap Derneği’ne yaklaşık 60 milyon dolar değerinde gayrimenkul bağışladığını anlatıyor. Ama dosyaya göre, ne şartlı bağış sözleşmesi var ne de tapuya işlenmiş bir şerh.

Üstelik dosyadaki iddialara göre, o 68 gayrimenkulün bir kısmı da bu bağışlardan oluşuyor.

Bütün bu para ve tapu trafiğinin ortasında bir isim daha var: Yeliz Kaya….

Başka bir dosyadan tutuklu olduğu bilinen genç bi kadın.

İfadeleri okurken insan ister istemez düşününüyor.

Dosyada dikkat çeken bi başka bilgi de şu:

Haluk Levent, mahkemedeki savunmasında, üzerine kayıtlı banka hesabı ya da mal varlığı bulunmadığını söylüyor. Buna rağmen ifadeleri veren kişiler, paraları farklı hesaplara göndermeye devam ettiklerini anlatıyor.

Beni en çok şaşırtan da bu.

Ben hala 1000 lirayı yanlış hesaba göndermemek için IBAN’ı üç kez kontrol ediyorum.

Birileri ise milyonlarca doları, hiç tanımadığı insanların hesaplarına gönderebildiğini anlatıyor.

Aynı ülke.

Aynı ekonomi.

Ama sanki iki ayrı gezegen.

Dava devam ediyor.

Kimin hukuken sorumlu olduğuna mahkeme karar verecek.

Herkes için masumiyet karinesi geçerli.

Ama benim aklıma takılan başka bi soru var:

Bu para nasıl bir para ki…

Bu kadar rahat…

Bu kadar sorgusuz…

Bu kadar kolay dolaşabiliyor?

Ve -belki safça bir soru olacak ama- bu insanların nasıl bu kadar çok parası olabiliyor?

Bodrum’da bir sürpriz insan

Bu yazın benim için en güzel........

© 10 Haber