menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Wimbledon’da Sadece Tenis İzlemiyorum, Hayatı İzliyorum

3 0
previous day

Wimbledon Tenis Turnuvası tüm heyecanıyla devam ediyor.

Her sabah All England Club’ın kapısından içeri girerken dünyanın en iyi tenisçilerinin mücadelesini izleyeceğimi biliyorum. Ama günün sonunda elimde kalan şey, çoğu zaman maç sonuçlarından çok daha fazlası oluyor.

Yıllardır Wimbledon’da bir gazeteci olarak maçları takip ediyorum. İlk yıllarda ben de herkes gibi skorları izliyordum. Kim kazandı, kim kaybetti, kaç ace attı, kaç basit hata yaptı…

Sonra bakış açım değişti.

Artık kortta sadece tenis görmüyorum.

Hayatın akışını görüyorum.

Bir puanın içinde sabrı…

Bir tie-break’te baskıyı yönetmeyi…

Kaybedilen bir sette yeniden ayağa kalkmayı…

Kazanan bir sporcunun gözlerindeki minnettarlığı…

Her maç bana yeni bir hayat dersi bırakıyor.

Belki de bu yüzden Wimbledon benim için sadece dünyanın en prestijli tenis turnuvası değil; aynı zamanda insanı anlamanın ve kendimi kişisel olarak dönüştürmemi sağlayan en güzel laboratuvarlardan biri.

Şampiyonları Unutturmayan Sadece Kupaları Değil, Sözleri

Yıllar içinde fark ettim ki bazen maç bittikten sonra söylenen tek bir cümle, kazanılan bütün puanlardan çok daha uzun süre hafızalarda kalıyor.

Roger Federer’in yıllar önce söylediği şu söz hâlâ zihnimde ilk günkü kadar canlı:

“Tenisin bana dünyayı göstereceğini biliyordum ama tenis asla dünyanın kendisi değildi.”

Bu cümle bana hep şunu düşündürdü:

Evet, tenis insanı dünyanın birçok yerine götürebilir. Şampiyonluklar kazandırabilir.........

© 10 Haber