Sevgili günlük…
3 Nisan, Berlin Mitte
Saat 10.56, Caffe Fleury’de oturmuş gazete okuyorum. Birazdan, dün almadığım ve bu sabah almadığım için pişman olduğum kitapları almak için o ikinci el kitapçısına gideceğim. Harika bir baskı, çok az kullanılmış ve sadece 80 Euro. Hegel’in bütün eserleri. Kütüphanemi uzun süredir şımartmamıştım. Zamanı geldi. Şimdi kalkıp gidiyorum.
Almadım maalesef. Neden bilmiyorum. Biraz kaybolmuş gibiyim. Kim beni bulacak merak ediyorum.
4 Mayıs, Hasankeyf
Bir aydır oturmuyorum klavyenin başına. Berlin’den kalkıp doğrudan Suriye sınırına gelmedim elbet. İki gün önce Antep’e geldik uçakla. Sonrasında, önce Urfa’ya ardından Mardin’e geldik arabalarla. Önce Halfeti, sonra Göbeklitepe, şimdi de Hasankeyf. Hayatımda ilk defa geldiğim bir coğrafyadayım. Buranın renkleri de sesleri de hem farklı hem de çok aynı. İnsanı da hem aynı hem de farklı. Kendimi hem içinde hissediyorum bu dünyanın hem de oldukça dışında. Tanpınar’ın zamanla ilgili söylediği şeyin mekâna dair olanını yaşıyorum.
Burada yaşayabilir miydim bilmiyorum. Bir kitapçıyla tanıştım Mardin’de. Bir sahafla. Bana tanımadığım bir şairi tanıttı. ‘Dağ Divanı’.
09 Mayıs, Paris Orly Havaalanı
Üç gündür kızım ve partneri Gio’da kalıyorum. Şimdi Orly Havaalanında Berlin uçağını bekliyorum. En sevdiğim yerlerden birinde, havaalanında insanlar arasındayım. Sabah iki seans yaptım. Uçağımı bekliyorum. Paris’ten Berlin’e İstanbul’dan Antalya’ya gider gibi uçmak. Hiçbir vize vs. kontrolünden geçmeden. Avrupa’nın tek bir ülke olması hayalinin en azından havaalanlarında gerçekleşmiş olması. Üzücü aslında.
Yalnızca kızımı gördüm ve hiçbir turistik eylemde bulunmadım Paris’te. Örneğin Eyfeli görmeden Berlin’e dönüyorum. Gayet de mutluyum bu durumdan. Eylül’ün evinin olduğu mahallede dolandım. Tıpkı Arnavutköy’deymişim gibi.
12 Mayıs, Berlin
Niye olduğunu bilmediğim bir şekilde elim ‘Günler’e gitmiyor. Oysa o kadar çok şey geliyor ki aklıma yazmak istediğim. Sonra bilgisayarı açıyorum ve ciddi bir boş vermişlik, üşengeçlik kaplıyor içimi. Ne anlamı var diyorum kendime, neden yazayım ki? Ne........
